3

Medeniyetler Çatışması; Kavram Ve Genel Bilgiler

Soğuk savaşın bitmesiyle birlikte birçok aydın tarafından yirmibirinci yüzyıl politikasına yönelik çeşitli tezler ortaya atıldı. Bu tezlerden belki de en çok tartışılan ve birçok kesime göre gerçekleşme olasılığı yüksek kabul edilen tez, Samuel Huntington‘nın Medeniyetler Çatışması (the clash of civilizations) isimli tezidir. Daha sonraki yıllarda genişletilerek kitap haline de getirilen bu tez özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından birçok kesim tarafından gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan bir sav halini almıştır.

Kavram: Orjinal ismi The clash of civilizations olan bu tezin Türkçe’ye “uygarlıklar çatışması” olarak değil de medeniyetler çatışması olarak çevrilmesinin altında yatan en büyük sebeplerden birisi medeniyet ve uygarlık kavramları arasındaki fark ve buna bağlı olarak Huntington’nın medeniyet kavramına atfettiği anlamdır.

Medeniyet kelimesi birçok yerde uygarlık kelimesiyle aynı anlamda kullanılıyor olsa da uygarlık kelimesi, medeniyet kelimesine nazaran daha seküler bir anlamı ifade etmektedir. Oysaki medeniyet kelimesi cahiliye dönemi arapların islamiyetle tanışmalarından önce sahip oldukları alışkanları terk etmelerinin ardından medeni bir toplum haline gelmelerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu manada uygarlık kelimesinin içerisinde dini argümanları barındırmadığı söylenebilir.

Huntington, medeniyet kavramını en büyük kültürel grup olarak tanımlarken bunun içerisine en başta din olmak üzere dil, ırk, yaşam biçimi gibi unsurları da katmaktadır. Medeniyet insanoğlunun varmış olduğu en büyük kültürel bir gruptur ve içerisindeki din faktörünü vurgulamak için de Türkçe’ye medeniyetler çatışması olarak çevrilmiştir.

Yanılgılar: Sanılanın aksine medeniyetler çatışması yalnızca islam toplumları ile batı toplumları arasındaki çatışmayı öngören bir tez değildir. Bu savın islamiyet ve hristiyanlık arasındaki çatışmaya indirgenmesinin en büyük sebebi 11 Eylül saldırılarıdır. Oysaki tez, kapsamlı olarak incelendiğinde Arap, Türk, Çin, Japonya, Hindistan, Avrupa, Amerika ve hatta Latin Amerika ülkeleri arasındaki çeşitli sebeplerden ötürü vuku bulabilecek çatışma olasılıklarını incelemektedir. Diğer bir yanılgı ise olası çatışmaların tek kaynağı din olarak görülmemektedir. Zira tezde en dikkat çekici noktalardan birisi ise Avrupa ile Amerika arasında özellikle ekonomik dinamiklerden kaynaklanan çatışmaların olabileceğidir. Bu ise zaten başlı başına öngörülen çatışmanın yalnızca islamiyet endeksli olmadığının bir kanıtıdır.

Medeniyetler çatışması tezinin bu kadar kabul görmesinin en büyük sebeplerinden birisi ileri sürülen diğer tezlerin, tarihin sonu, ulus devletler vb., geçtiğimiz 20 yıl içerisinde vuku bulan çeşitli olaylardan ötürü geçerliliklerini kaybetmeleridir. Kısacası medeniyetler çatışmasına alternatif fikirler üretilmediği için bu tez bu kadar kabul görmüştür. Ancak özellikle son yıllarda gerek çeşitli devletlerin girişimleri gerekse Birleşmiş Milletler’in bu konuda atmış olduğu adımlar vardır.

Tezde “torn countries” olarak ifade edilen ve hangi kültür grubuna ait olduğuna henüz karar veremeyen ülkeler tanımlanmaktadır ve bunun en iyi ve güncel örneği olarak da Türkiye gösterilmektedir. Zaman zaman karşılaştığımız ve Türkiye batılı bir ülke midir yoksa kökleri doğu toplumlarına dayanan bir ülke midir sorusuna cevap bulunmaya çalışılmıştır. (Devam edeceğim)

Benzer Yazılar

3 Yorum // Yorum Yapın

  1. Heartsmagic - Gravatar
    1

    Heartsmagic  |  6 Nisan, 2008 @ 23:07 #

    Çok tartışılan bir konuydu, hala da tartışılıyor. Açıkçası ciddi derecede yorum yapmak için bu konuyla ilgili ciddi bir alt yapım yok. Tezin kendisine hiç yalın olarak göz atmadım, sadece makalelerden okuduklarım kadarıyla biliyorum. Ancak benim anlamadığım, bu tezin neden şu anda ortaya atıldığı? Hani bilinen bir şey mi tekrarlanıyor yoksa olmayacak bir şey oldurulmaya mı çalışılıyor? Binlerce yıldır zaten farklı “medeniyetler” kendi aralarında çatışmaktalar, farklı noktalarda anlaştıkları gibi. Bu nedene onlara farklı medeniyetler diyoruz zaten, yoksa ben mi yanlış algılıyorum. Ayrıca “çatışma” tam olarak nasıl tanımlanıyor. Tezde adı geçen konular dediğim gibi binlerce yıldır mevcut ve sanırım kıyamete kadar da mevcut kalacaktır. Tam olarak beklenen ne?

  2. Suskun - Gravatar
    2

    Suskun  |  7 Nisan, 2008 @ 14:10 #

    Bu yazıya farklı başlık altında değineceğim. O bahsettiğiniz noktalara cevap olabileceğini düşünüyorum. Yine de gerçekten çok iyi bir noktaya parmak başmış oldunuz benimde kafam da tekrardan bir şekillendi ve yazmam gereken şeyler daha belirgin bir hale geldi. Teşekkür ediyorum bunun için.

  3. Heartsmagic - Gravatar
    3

    Heartsmagic  |  7 Nisan, 2008 @ 14:54 #

    Bilgilendirici bir yazı güzel olur. Aslında uzun süredir benim de üzerine düşmek istediğim bir konudur bu. Söylediğim gibi karşıma çıkan makaleleri kaçırmadan okurum ancak insanın kendi araştırması daha bir yararlı oluyor. Yazıyı bekliyorum bu durumda.
    Teşekkürler.

Yorum Yapın

Yorum Kuralları:
* işaretli alanların doldurulması zorunludur. Yazıyla alakalı olduğu sürece her türlü yorumu yayınlarım. Yazıyla alakasız, argo, hakaret veya saldırı içeren yorumları yayınlamama hakkımı sakladım. Bir yorumu yayınlamış olmam yorum sahibinin fikirlerini benimsediğim anlamına gelmez. Mevlana'nın dediği gibi;

Cehalet insanı çirkinleştirir
Suskunluğum asaletimdendir
Her lafa verilecek cevabım vardır
Lakin lafa bakarım laf mı diye
Adama bakarım adam mı diye