Nietzsche Ağladığında-Irvin-D. Yalom
Ben çok fazla gezen tozan birisi değilimdir. Herşeyin planlı olmasını isterim. Rastgele dışarı çıkıp artık aklıma neresi gelirse gitmek gibi bir huyum yoktur maalsef. Maalesef diyorum çünkü arada bu tür plansız program şeyler güzel olmuyor da değil. Önceki gün hiç aklımda yokken kendimi kitapçı da buldum ve dün bahsettiğim kitap okuma mevzuuna yönelik küçük bir adım atmak adına iki tane kitap aldım. Kitaplardan birisini arkadaş tavsiyesi olduğu için bir diğerini de “ismi güzel” diye aldım.
Nietzsche Ağladığında-Irvin D. Yalom: Aldığım ilk kitap Nietzche’nin hayatı ve düşüncesini ümitsizlik temelinde ele alan bir roman. Bir arkadaşım ısrarla bu kitabı okumamı istedi. Normalde felsefi kitapları çok sevmesem de bazen psikolojik analizler hoşuma gidebiliyor. Çevreden birkaç arkadaştan daha kitabın methini duyunca en iyisi bu kitaba bir şans vereyim dedim. Bu kitabı da beğenmeyip yarıda bırakırsam iyice çuvallamış olacağım kitap okuma konusunda.
Felsefe diyince aklıma lisedeki felsefe hocam geldi. Adama az çektirmedim. Anlattıklarından çok birşey anlıyormuş gibi konuşurdum sırf ders çabuk geçsin diye. Sanırım bir seferinde çok saçmaladım ya da hoca anlamadı dediklerimi yarım saat dinledi “afferim oğlum, çok güzel” gibi ifadeler kullandı ve en sonunda ne dese beğenirsiniz? “Oğlum sen ne anlatıyordun sabahtan beri saçmalıyordun herhalde” dedi. O gün bugün aramda felsefeyla uçurum var. Severdim lakin bu hocayı kulakları çınlasın. Lafın kısası bu kitaba bu gece başlıyorum biraz okuyunca tekrardan değinirim. İkinci kitaptan onu okumaya başladığım zaman bahsederim.
Konu Ümitsizlik: Birgün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé Nietzsche’den habersiz Breuer’e gelir. ‘Avrupa’nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin,’ der. Breuer Salomé’yi tekrar görebilmek umuduyla ‘peki’ der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade… ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar… Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere…
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?, Zerdüşt Böyle Diyordu, Friedrich Nietzsche.
Heartsmagic | 3 Nisan, 2008 @ 01:54 #
Yazıya yorum yapacaktım ki son cümle yıktı beni, beynimde şimşekler çaktı. İnsan bu denli mi içinde kaybolur bir cümlenin, bu denli mi yitip gider ve içinde gark olur!
“Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?”
Suskun | 3 Nisan, 2008 @ 02:01 #
Ne kadar güzel ifade etmiş değil mi. Gerçekten ben de ilk okuduğumda çok etkilendim. Özellikle “kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki” diyor ya o kısım gerçekten çok sarsıcı.
Heartsmagic | 3 Nisan, 2008 @ 02:23 #
İki cümle de çok etkileyici aslında ama beni ilki vurdu diyebilirim, zira beni çok iyi tanımlıyor, hem de çok iyi..
İkinci cümle de bir o kadar etkileyici. İkisi için de oturup saatlerce düşünebilir insan.