Satır Arası 21 Şubat 2008
6
Edebiyatçılar Çok Mu Ayran Gönüllü
Bir süredir bu soru kafamı kurcalayıp duruyor. Birçok ünlü yazarın veya şairin birden fazla sevgilisi olmuş. Merak etmiyor değilim gerçekten bu kadar çok sevecek kadar münbit bir gönle mi sahipler yoksa gerçekten ayran gönüllüler mi? Yakında öğreneceğim bunu.
Kaan Fakılı | 23 Şubat, 2008 @ 10:18 #
Kişisel zaaflar diyelim :)
Suskun | 23 Şubat, 2008 @ 12:01 #
Bu konuyla ilgili bir kitap var Ayşe Sevim’in Yazarlar ve Aşkları diye. Yakında okumayı düşünüyorum. O zaman tekrar değinmeyi düşünüyorum. Kişisel zaaf mı yoksa başka birşey mi :)
serefraz | 23 Şubat, 2008 @ 15:16 #
Bu işlemler nedir ya
matematiğimizi geliştirelim diye mi bu işlem
neyse konuya döneyim
efendim size ne elalemin özel hayatından :)
p.s:Elalem derken “a” uzatılacak
Suskun | 23 Şubat, 2008 @ 23:48 #
O işlemler güvenlik için garip bir şekilde spam yorumlar gelebiliyor. Kıymetini bilirde matematiğinizi geliştirmek için kullanırsanız beni de mutlu edersiniz :)
Onlar en nihayetinde edebiyatçı dolayısıyla da herşeyleriyle bize örnek olmalılar diye düşünüyorum. Düşünsenize bize romanlarında sadakatten bahseden bir yazarın eşini aldattığını. Şu kitabı okuyayım bir o sıra fikrimi daha kati bir surette söyleyebilirim sanırım.
Kaan Fakılı | 24 Şubat, 2008 @ 02:02 #
Yazarlar eserlerini bir kere yaratır, okuyular ise her okuduğunda o eseri yeniden yaratır der Rene Wellek Edebiyat Teorisi kitabında. Gerçekten de öyledir, yazar eseri bir kere yazar biz her okuduğumuzda eserde yeni bir şey keşfederiz.
Birçok yazar eseri yazdıktan sonra eserine şöyle bir bakar ve ben bunu tasarlamamıştım der. Eseri yazmaya başladığı an ile eseri bittği an tamamen farklıdır. Yani eser yazarın kontrolünden çıkmıştır.
Yazar eseri yazarken kinaye mesafesini ne kadar iyi ayarlarsa eser o kadar başarılı olur. Yani kendini ne kadar az verirse. O nedenle başarılı bir yazarın eserinde hayatından kesitler bulmak azdır.
Suskun | 24 Şubat, 2008 @ 17:38 #
Orası muhakkak zaten. Lakin benim kasdettiğim biraz daha farklı birşey. Bunu sadece yazar veya şair olarak düşünmeyin. Genel olarak bize herhangi bir konuda iyi duygulardan, düşüncelerden bahseden birisinin otomatikman bu bahsettiği güzel duygulara sahip olduğunu düşünürüz.
Hayatımızın her alanında farkında olmasak da bunu yaparız.Öyle olmadığının farkına vardığımız zamanda ister istemez bir hayal kırıklığı yaşarız. Düşünsenize bir, kadına şiddete karşı çıkan veya kadın haklarını savunan bir kimsenin eşine şiddet uyguladığını. Ne kadar eseriyle yaptıklarını ayrı tutmaya çalışırsak çalışalım böyle bir durumdan etkileniriz.
En basitinden sürekli belli bir rol veya karakterde izlediğimiz aktörün bir süre sonra gerçekten o karakterde olduğunu düşünürüz ve aksine bir durum görürsek şaşırırız veya hayal kırıklığına uğrarız.
Yoksa dediğiniz doğru yazılan eser yazarından tamamen ayrıdır ve öyle olmalıdır da zaten.