‘Ocak, 2008’ tarihli yazılar

30
Ocak
2008

Eleştirmeyin, Kınamayın ve Şikayet Etmeyin!

Eleştiri zararlı bir kıvılcımdır, öyle bir kıvılcımdır ki övünç denilen cephane deposunun patlamasına yol açar. Acımasız eleştiriler ünlü bir İngiliz yazarın roman yazmaktan vazgeçmesine yol açmıştır. İnsanları suçlamaktansa onları anlamaya çalışalım. Neden böyle davrandıklarını bulmayı deneyelim. Bu yol, eleştiriden çok daha yararlı olan sempati, hoşgörü ve sevecenlik doğurur. Çocuklarınızı eleştirmek istiyorsanız eleştirmeden önce Amerikan gazeteciliğinin klasiklerinden biri olan aşağıdaki yazıyı okuyun. Unutmayalım ki,
” Tanrı bile insanları yaşamının son gününe dek yargılamaz.”

Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken[...]

Devamını okuyun
30
Ocak
2008

Yarım Kalan Aşk

Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:
“Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. Mektuplarınızı ….. adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam vardır ki, çok az sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor. Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır.”
On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli[...]

Devamını okuyun
26
Ocak
2008

I Google You!

Amerikalılar google kelimesini fiil olarak  ”I google you” diyerekten, google’da seni aradım manasında kullanıyorlarmış. Merak ediyorum ilerde bizde seni ekşisozlukledim, seni ekşiledim gibi birşey söylermiyiz.

Devamını okuyun
26
Ocak
2008

Bu Film Neden Böyle Bitti Şimdi

Çok merak ettiğim filmlerden birisiydi No Country For Old Man. Oscar adayı bir film olduğu için fırsatını bulup izlemeyi çok istiyordum. Nihayet bu akşam izledim. Üstelik sinevizyonda, elimde patlamış mısırla birlikte. Herşey güzel olmasına güzeldi. Ta ki filmin sonuna gelinceye kadar. Çok güzel bir şekilde giden film birden ,bana göre, sarpa sarmaya başladı.
Mar adentro, İçimdeki Deniz filminden tanıdığımız Javier Bardem rolünün hakkını veren bir performans sergilemiş. Psikopat rolünde hiç düşünemezdim bu adamı. Ama hakkını vermiş. Bu film üzerine çok şey yazacaktım ama filmin sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Son olarak filmdeki Tommy Lee Jones, ismine aldanmayın. Kendisini filmin bir başında bir de sonunda görüyoruz. Yine de izlenebilecek bir film.

Devamını okuyun
25
Ocak
2008

Prison Break Bir Haftalık Ara Verdi

Prison Break, bu hafta oynamayacak ve 4 Şubat’ta tekrardan yayına girecek. Videosuna bakılırsa oldukça hareketli bir bölüme olacağa benziyor. Bekleyelim bakalım.

Devamını okuyun