“ 2007” tarihli yazılar
Mektup
Etiketler: aşk mektubu, ayrılık, deniz, dua, duygusal, film, kevin costner, mektup, message in the bottle, okyanus, pişmanlık, Sinema
Sevgili Catherine:
Uzun süredir seninle konuşmadığım için üzgünüm. Kendimi kayıp hissediyorum. Koordinatlarım ve pusulam yok. Sürekli bir şeylere çarptım. Galiba çılgıncaydı. Daha önce hiç kaybolmamıştım. Sen gerçek kuzeyimdin. Sen evim olduğun sürece evimi hep bulabiliyordum. Gittiğinde sana kızdığım için üzgünüm. Hala hata yapıldığını düşünüyorum ve Tanrının bunu düzeltmesini bekliyorum.
Ama artık daha iyiyim. Çalışmak işe yarıyor. Hepsinden önce sen yardım ediyorsun. Dün gece rüyama girdin. O gülüşünle beni sevgili olarak sarmalayan çocuk gibi sallayan gülüşünle. Rüyadan aklımda kalan tek şey bir huzur duygusu. O duyguyla uyandım ve mümkün olduğunca duyguyu yaşatmaya çalıştım. O huzura doğru yol aldığımı söylemeye çalışıyorum. Pek çok şey için özür dilerim. Seninle daha çok ilgilenmediğim için üzgünüm böylece bir dakika bile hasta, korkmuş ya da üşüyor olmayacaktın. Neler hissettiğimi söylemek için uygun kelimeleri bulmayı denemediğim için üzgünüm.[...]
Can Dündar-Kırlangıcın Öyküsü (Kendi Sesinden)
Etiketler: can dündar, Şiir
Fırtınadan sırılsıklam bir geceye uyuyup, ışıl ışıl bir bahar güneşine uyanınca insan, uzun sürmüş bir kış uykusunun mahmurluğundan silkinmişcesine diriliyor ruhu…
Yorgun bir yılın sonunda, denizin tuzlu dudaklarından öpmeye koştuğum bir sahil kasabasında, elektronik posta kutuma düştü “kırlangıcın öyküsü”…
Öyle güzel, öyle yalındı ki, yazarını da, kaynağını da bilmemenin riskine rağmen, o 8 - 10 satırdan çocuksu bir masal yapıp, bu yılbaşı, hediye sepetinize koymak geldi içimden…
[audio:http://www.vaveyla.net/wp-content/uploads/2007/11/can-dundar-kirlangicin-oykusu.mp3]
* * *
3:10 To Yuma-Russell Crowe’dan Güzel Bir Film Daha
Etiketler: 3 ten to yuma, a good year, Christian Bale, film, harsh time, kovboy, Russell Crowe, Sinema, the prestige, Three Ten to Yuma, vahşi batı, western
Ülkemizde bu cuma vizyona girecek olan 3:10 Yuma, 1957 yapımı yine aynı isimli filmin tekrar çekimiş hali. Filmin ilk versiyonunu daha önce izlemediğim için senoryada herhangi bir farklılık var mı bilemeyeceğim. Filmin, Elmore Leonard’ın Three-Ten to Yuma and Other Stories adlı kitabına dayandığı düşünülürse senaryoda pek bir farklılık olmasa gerek. Uzun zamandır western tarzında film izlememiş birisi olarak filmi heyecanla izlediğimi söyleyebilirim. Western tarzı sinemaya bu ara bir merakım var sanırım. Burda da bahsettiğim gibi halen İnto The West dizisini izlemekteyim. Onun etkisiyle de olsa gerek filmi çok farklı bir havada izledim.
Otobüs Durağında Bir Hayatı Düşünmek
Etiketler: aile, beklemek, ece aksoy, gitmek, hüzün, huzur, insan, otobüs, otobüs durağı
“…bir gece uyandıkça yanımda görmek için seni,
bin kere uyudum…
sabah yola çıkmalı,
durup eşyayı dinlemekten iyidir yola çıkmak…” Ece aksoy
Son zamanlarda akşamüstü kendimi dışarı atmanın yollarını arıyorum. Haliyle nere gitsem ne yapsam diye düşünürken evin yakınındaki bir otobüs durağını keşfettim. Gayet şık ve konforlu, aydınlatma sorunu yok. Ama kışın fena halde soğuk olacak bir durağa benziyor. Gelip geçen insanları seyrediyorum da herkesin bir acelesi var. Sormadan edemiyorum kendime ne bu acele. Evde sizi dört gözle bekleyen çocuklarınız için mi, dilinde sitem olmadan götürdüklerinize şükredecek bir eş için mi, vuslatını beklediğiniz bir yar için mi, vaslına ermek istediğiniz bir Rab için mi. Sahi kaçımızın artık böyle huzurlu ve içinde yaşanılası şeyler barındıran bir hayatı var.
Farkına vardığım tek şey acele etmem gereken pek birşeyim olmadığı. Gelip geçen otobüslere baktığımda garip[...]
İnto The West;İzlenesi Bir Dizi
Etiketler: bbc, dizi, into the west, kızıldereli, mini series, tv series, tv shows, western, yabancı dizi
Geçtiğimiz hafta Amerika’daki beyzbol müsabakaları nedeniyle yakından takip ettiğim Prison Break dizisinin yeni bölümü yayınlanmadı. Sanırım yakında da bir ara verileceği konuşuluyor diziye. Ben de bu arada bu boşluğu nasıl doldururum diye düşünürken uzun zamandır aklımda olan fakat bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım into the west dizisini temin edip izlemeye karar verdim. Altı bölümden oluşan dizinin henüz iki bölümünü izlemiş olmama rağmen şimdiye kadar izlemediğim için ciddi manada pişman oldum. Şimdi izlemeye biraz ara verdim. Sebebi ise altı bölümden oluşan bu dizinin tadını uzun bir zamana yaymak. Diziye gelince;
Steven Spielberg yapımı olan ve BBC’nin de desteği alınarak yapılan bu altı bölümlük dizide Kızılderelilerin topraklarından nasıl sürüldüklerinden, gözü paradan başka birşey görmeyen “beyaz adamlardan”, yeni bir hayat kurmak ve huzuru bulmak için sürekli macaraya koşan ve Kızılderelileri tanıdıktan sonra kendi hayatı üzerine[...]