Otobüs Durağında Bir Hayatı Düşünmek

“…bir gece uyandıkça yanımda görmek için seni,
bin kere uyudum…
sabah yola çıkmalı,
durup eşyayı dinlemekten iyidir yola çıkmak…” Ece aksoy
Son zamanlarda akşamüstü kendimi dışarı atmanın yollarını arıyorum. Haliyle nere gitsem ne yapsam diye düşünürken evin yakınındaki bir otobüs durağını keşfettim. Gayet şık ve konforlu, aydınlatma sorunu yok. Ama kışın fena halde soğuk olacak bir durağa benziyor. Gelip geçen insanları seyrediyorum da herkesin bir acelesi var. Sormadan edemiyorum kendime ne bu acele. Evde sizi dört gözle bekleyen çocuklarınız için mi, dilinde sitem olmadan götürdüklerinize şükredecek bir eş için mi, vuslatını beklediğiniz bir yar için mi, vaslına ermek istediğiniz bir Rab için mi. Sahi kaçımızın artık böyle huzurlu ve içinde yaşanılası şeyler barındıran bir hayatı var.
Farkına vardığım tek şey acele etmem gereken pek birşeyim olmadığı. Gelip geçen otobüslere baktığımda garip ama bir o kadar güzel bir duyguya sahip oldum; her geçen otobüste beklediğim ama asla gelmeyecek birisi olduğunu ve gitmek istediğim ama gidemeyeceğim bir yer olduğunu anlıyorum. Beklemek ve gitmek hissiyse hem bir o kadar acı hem de bir o kadar huzur veriyor bana.
serefraz | 30 Ekim, 2007 @ 09:08 #
yazmayın böyle şeyler belli etmesekte duygusal insanlar sayılırız.
Sabah sabah kendimi acıklı bir Türk filmi seyretmiş gibi hissettim, yukardaki satırları okuyunca.
grihayalet | 30 Mart, 2008 @ 22:40 #
Aslında acele etmen gereken bişey var, ben oraya geldigim zaman buluşma yerine en kısa zamanda gelmek gibi mesela :)
Suskun | 31 Mart, 2008 @ 18:15 #
Sen zaten ezelinden böyleydin. Duygusuz :) Gelmek için acele etsen iyi olur geldiğinde “başka” bir diyarda olursam şaşırma.