‘ 2007’ tarihli yazılar
2
Hayat sadece siyahla beyazdan ibaret değil. Bu iki rengin arasında ara renklerin ve bilhassa grinin de olduğunu unutmamam lazım. Her konuda bu kadar net bir tavır sergilemek, kesin ifadeler kullanmak acaba ne kadar doğru bunu ciddi manada düşünmekteyim. İnsanda biraz esneklik payı olmalı. Bu kadar mükemmelliyetçi olmamam lazım.
İnsan ne kadar çok şeye sahip olursa ve bunları kontrol altına almaya çalışırsa kendini bana kalırsa o kadar güçsüz duruma sürüklüyor demektir. Kaygılandığım birşey olmadığı zaman kendimi daha rahat hissediyorum. Sanırım bu benim biraz saplantılı bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Vazgeçmek ne demek bilmiyorum açıkcası. En son neden vazgeçtin diye sorulacak olsa oturup ciddi düşünmem lazım.
Dün çok sevdiğim bir dostumdan bir günlüğüne de olsa ayrı kaldım. Bugün tekrardan onu gördüğüm için çok mutluyum. Benim için çok kıymetli olduğunu bir kez daha anladım.[...]
Devamını okuyun
3
Lisede yatılı okuduğum dönemde gecenin bir vakti milleti gaza getirmiş ve en çok kim su içebilir yarışması yaptırmıştım. Sonrasında matematik hocamı da bu işe sokmuş ve 2.5 litre suyu aç karnına güzel bir içirmiştim. Bazı arkadaşlar tabiri caizse çatlayacaklardı neredeyse. Benim lise zamanında oynadığım bu oyun meğer çok tehlikeli bir oyunmuş.
Ama bu oyunu tek oynayan ben değilmişim. California’dan Jennifer Strange adındaki vatandaş “Hold Your Wee for a Wii” adlı radyo yarışmasına katılmış ve yarışmanın sonunda evinde ölü bulunmuş. Yarışmanın konusu en uzun süre tuvalete gitmeden en çok su içmekmiş. Kazanana ise yeni nesil oyun konsollarından Wii Nintendo hediye edilecekmiş. Anlayacağınız 28 yaşındaki bu genç hanım Wii kazanabilmek için genç yaşta hayatını kaybetmiş. Kadının yapılan tetkik sonucunda ölüm nedeni; Water intoxication (su zehirlenmesi) olarak belirlenmiş. Nedir bu hastalık derseniz kısaca[...]
Devamını okuyun
2
Bazı duygular vardır ki hangi dilde ifade ederseniz edin aynı hüznü, aynı hicranı hissedebilirsiniz. Eğer bu bahsettiğimiz duygu birini hiç haberi olmadan kendinizden bile çok sevmekse söyleyecek sözünüz daha bir derin daha bir keder yüklü olur. Did you ever know that you’re my hero? sözünün hiç muhatabı olamadığınız için müteessir olmakla beraber yaşadığınız güzellikler için hem bunun müsebbibine hem bunu veren Rabb’inize teşekkür edersiniz. Did you ever know that you’re my hero? sözünün geçmiş zamanda söylenmiş olması herşey için aslında çok geç olduğunu ve herşeyin artık hoş bir anı ve derin bir iç çekiş olduğunun da göstergesidir. Mutluluktan havalara uçmanın ne olduğunu hissettiğiniz günleriniz olmuş ve artık o günler size ufukta belli belirsiz beliren bir liman kadar uzak geliyorsa bu şarkı size göre. Buyrun;
Devamını okuyun
1
Etiketler:
Aidan Quinn,
Anthony Hopkins,
aşk,
Brad Pitt,
efsane,
film,
legends of the fall,
movie,
savaş,
Sinema,
western
“Kimi insan kendi içinden gelen sesi açık seçik duyar ve bu sese kulak verip yaşar. Böyle insanlar ya delirir ya da efsane olurlar.”
Legends of the fall, 1994 yapımı Jim Harrison’nın aynı isimli romanından sinemaya aktarılmış ve başrollerini Brad Pitt, Anthony Hopkins, Aidan Quinn‘nin paylaştığı en iyi görüntü oskarını almış olmanın yanı sıra bir çok ödüle aday gösterilmiş Edward Zwick imzalı bir film.
Albay William Ludlow Amerikan Hükümeti’nin Kızıl Derelilere karşı yaptıklarından rahatsızlık duyar ve buna daha fazla dayanamayarak yine bir Kızıl Dereli olan dostu Tek Bıçak (Gordon Tootoosis - One Stab) ve işçileri ile Montana’da büyük bir ev inşa edip yaşamaya başlarlar. Albay Ludlow’un 3 oğlu vardır; Tristan (Brad Pitt), Alfred (Aidan Quinn) ve en küçükleri Samuel (Henry Thomas). En büyükleri Alfred yaşına göre olgun davranışlar sergileyen her zaman[...]
Devamını okuyun
Kitap, İktibas 3 Kasım 2007
0
Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı.. bunların, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: ‘adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki? ‘ demiştim. Eskinden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, sırf mukavemet edilmez bir hissin, bir peşin hükmün tesiriyle nasıl: ‘bu beni anlamaz! ‘ demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: ‘işte bu beni anlar! ‘ diyordum..Sabahattin Ali,Kürk Mantolu Madonna
Devamını okuyun